Kitap Okuma Alışkanlığını Gerçekten Kurmanın Yolu
Okuyamamanın sebebi çoğu zaman motivasyon değil, fazla iddialı hedefler ve yanlış kurulmuş bir düzendir. Eşiği alçaltarak başlamak işe yarar.
Kitap okumak isteyip bir türlü başlayamamak, çok yaygın bir sıkışma halidir. Neredeyse herkesin başucunda yarısına kadar okunmuş bir kitap, kütüphanesinde ise hiç açılmamış birkaç cilt vardır. İlginç olan, bu kişilerin okumaya karşı bir isteksizlik taşımamasıdır. Aksine, okumayı gerçekten isterler. Sorun motivasyonda değil, kurulan sistemdedir.
Okuma alışkanlığını kuramamanın arkasında genellikle fazla iddialı bir başlangıç yatar. Yılda elli kitap gibi bir hedef, ilk iki haftada heyecan verir, üçüncü haftada geri kalmışlık hissi yaratır ve dördüncü haftada tamamen bırakılır. Alışkanlıklar hedeflerle değil, tekrarlanabilir küçük eylemlerle kurulur.
Eşiği yeterince alçaltmak
Bir alışkanlığın yerleşmesi için başlangıç eşiğinin gülünç derecede düşük olması gerekir. Günde on sayfa değil, günde iki sayfa. Bu kadar küçük bir hedef ilk bakışta anlamsız görünür ama işlevi sayfa sayısı üretmek değildir; kitabı elinize alma davranışını her gün tekrarlatmaktır.
Pratikte olan şey de şudur: iki sayfa okumak için oturan kişi çoğu akşam yirmi sayfa okur. Ancak hedef iki sayfa olduğu için, yorgun olduğu bir akşamda iki sayfayla yetinip zinciri kırmadan devam edebilir. Alışkanlığı öldüren şey az okunan günler değil, tamamen atlanan günlerin arka arkaya gelmesidir.
Bırakma iznini kendinize vermek
Okuma alışkanlığının en sinsi düşmanı, sevilmeyen bir kitabı bitirme zorunluluğudur. Pek çok kişi başladığı kitabı bırakmayı bir başarısızlık sayar ve o kitapla arasında sessiz bir mücadeleye girer. Sonuç genellikle şudur: kitap bitmez, ama başka bir kitaba da başlanmaz. Böylece tek bir kötü seçim, aylarca okumayı durdurur.
Bir kitabı bırakmak tamamen meşrudur. Elli sayfa kuralı bu konuda işe yarar bir ölçüttür: elli sayfa sonunda hala çekmiyorsa kapatın ve suçluluk duymayın. Okumak bir ödev değil, seçim alanıdır. Kendine bu izni veren kişi, kitap seçiminde de cesurlaşır ve daha çok okur.
Ortamı düzenlemek
Alışkanlıkların büyük kısmı irade değil, çevre meselesidir. Kitabın nerede durduğu, okumanın kaç adım uzağınızda olduğunu belirler. Çantada taşınan bir kitap, rafta duran bir kitaptan çok daha fazla okunur. Yatağın başucundaki kitap, salondaki kitaptan öndedir.
Aynı mantık tersinden de çalışır. Telefon el mesafesindeyse, okuma her sayfa başında rekabete girer ve bu rekabeti çoğu zaman kaybeder. Telefonu odanın diğer ucuna koymak, iradeye güvenmekten çok daha güvenilir bir çözümdür. Küçük bir mesafe, davranışı belirgin biçimde değiştirir.
Sabit bir zaman da yardımcı olur. Uykudan önceki yirmi dakika, sabah kahvesinin yanındaki on dakika ya da işe gidiş yolculuğu gibi zaten var olan bir zaman dilimine iliştirilen alışkanlıklar, sıfırdan zaman açmaya çalışanlardan çok daha kalıcı olur.
Okunanı tutmak
Pek çok kişi okuduklarını hatırlamadığından yakınır ve bunu okumanın anlamsız olduğu şeklinde yorumlar. Oysa hatırlamamak, kitapla hiç etkileşime girmemekten kaynaklanır. Kitabın kenarına birkaç kelime yazmak, altını çizmek ya da bitirdikten sonra beş satırlık bir özet çıkarmak, akılda kalanı ciddi biçimde artırır.
Daha da etkilisi, okunanı birine anlatmaktır. Bir kitabı iki dakikada anlatmaya çalışan kişi, o kitabın ana fikrini kendi cümleleriyle yeniden kurmak zorunda kalır ve bu işlem bilgiyi çok daha sağlam yerleştirir.
Türü zorlamamak
Son olarak, okuma alışkanlığı kurmaya çalışan birinin ağır ve saygın kitaplarla başlaması gerekmez. Alışkanlık önce kurulur, sonra derinleşir. Kolay okunan, merak uyandıran, sayfaları hızla çeviren kitaplar bu ilk aşama için en uygun olanlardır.
Aynı esneklik biçim için de geçerlidir. Basılı kitap, elektronik okuyucu ya da sesli kitap arasında bir hiyerarşi kurmak gereksizdir. Yolda ya da iş yaparken dinlenen bir kitap da okumadan sayılır; önemli olan metinle kurulan ilişkidir, sayfanın malzemesi değil. Hangi biçim hayatınızın akışına daha kolay giriyorsa, alışkanlığı kuran o biçimdir.
Okuma kası çalıştıkça dikkat süresi uzar ve daha zorlu metinler doğal olarak erişilebilir hale gelir. Kendini kanıtlamak için seçilen kitaplar ise genellikle yarım kalır ve geriye yalnızca bir yetersizlik hissi bırakır. Okumaya keyif alacağınız yerden başlamak, disiplinsizlik değil, akıllı bir başlangıçtır.